72 yaşındaki Yusuf Habaş, Suriye’nin Rakka kentinde Fırat Nehri kıyısında yaşayan bir balıkçı olarak, 42 yıllık balıkçılık deneyimiyle birlikte unutulmaya yüz tutmuş geleneksel ağ örme sanatını çocuklarına ve torunlarına aktarıyor. “Balıkçıların, dalgıçların ve yüzücülerin şeyhi” olarak tanınan Habaş, 1983 yılından bu yana Fırat Nehri’nde sürdürdüğü yaşamında, el emeğiyle ürettiği balık ağlarına büyük bir değer veriyor.
Kendi elleriyle ağ örme, tamir etme ve geleneksel balıkçılık ekipmanları üretme konusunda uzmanlaşan Habaş, bu mesleğin kaybolmaması için bilgi birikimini yeni nesillere aktarmaya kararlıdır. Çocukları ve torunları ile birlikte ağ üretimi yapan Habaş, ağ örmenin sabır ve deneyim gerektiren bir sanat olduğunu vurguluyor. Hazırlanan geleneksel ağların, hem daha dayanıklı olduğunu hem de balıkçılığın kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturduğunu belirtiyor.
Gençliğinde Rakka İtfaiye Müdürlüğü’nün dalgıç ekibinde görev yapan Habaş, uzun yıllar boyunca Fırat Nehri’nde meydana gelen boğulma vakalarına müdahale ederek birçok hayat kurtardı. Emekliliğinin ardından da Fırat’a olan bağlılığını sürdüren Habaş, geçimini küçük teknesiyle yaptığı balıkçılığın yanı sıra el emeğiyle yaptığı ağlardan sağlıyor. “Neredeyse her gün Fırat’a iniyorum, ağlarımı hazırlayıp balık tutuyorum” diyen Habaş, hayatının büyük bir kısmını bu nehirde geçirdiğini ifade etti.
Fırat Nehri’nin hem mesleki hem de günlük yaşamında kendisi için “yaşam kaynağı” olduğunu belirten Habaş, bu nehirle olan bağının çocukluk yıllarına dayandığını dile getiriyor. Zamanının büyük bir kısmını balıkçılık yaparak ve ağ hazırlayarak geçirdiğini ifade eden Habaş, Fırat’ın bölge halkı için önemli bir kaynak olduğunu, tarım, balıkçılık ve farklı geçim kaynaklarıyla milyonlarca insana hayat verdiğini vurguladı.
Habaş, geçmişte yaygın olan bazı büyük boyutlu balık türlerinin artık çok nadir bulunduğunu, ancak bazı dayanıklı türlerin varlığını sürdürdüğünü açıkladı. Balık popülasyonundaki değişikliklerin barajların etkisiyle ilgili olduğunu düşünen Habaş, su akışındaki değişimlerin ve bazı nehir kollarının kesilmesinin doğal dengeyi olumsuz etkilediğini kaydetti.
“Fırat benim için yaşam ve bereket kaynağı” diyen Habaş, bu nehir sayesinde hem geçimini sağladığını hem de yüzmeyi öğrendiğini ifade ediyor. Bu becerileri çocuklarına ve torunlarına aktardığını belirten Habaş, Fırat ile olan bağının hayatı boyunca devam edeceğine inanıyor.