Tunç Soyer: Bir dönem daha başkanlık yapmak istiyorum!

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, bir dönem daha başkanlık yapmak istediğini dile getirdi. İzmir’de yayın yapan Bir TV’ye konuk olan Soyer, yaklaşan seçimler, kent gündemi ve iklim krizi ile yaşanan afetlere yönelik açıklamada bulundu.

İzmir’in krizlere hazır olduğunu ifade ederek başlayan Soyer, “Hiçbirimizin bu gezegen üzerinde sağlıklı olmasına imkan yok, gezegenimiz canlı, onun sağlığını kaybetmesi krizlere gebe. Akdeniz çanağı da bu krizlerden en çok nasibini alan bölge. Orman yangınları hep o hastalığın emareleri. Bu krizlerle başa çıkmaya gayret ederek devam ediyoruz. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu krizlerin çok daha fazlasıyla karşılaşamaya devam edeceğiz. Bir belediyenin öncelikli hedefi bu afetlere hazırlıklı olabilmeyi başarmaktır, bizim de odağımız burada. Her krizde bir parça daha irademiz pekişiyor. Krizlere en hazırlıklı Türkiye’deki belediyelerden biriyiz” diye konuştu.

“BUCA METROSU 2026 BAŞINDA BİTECEK”

Buca Metrosu hakkında da bilgi veren Tunç Soyer, “Buca metrosu finansmanı hazır, kazı başladı, dev köstebek 3 tanesi birden yeraltına girecek. 300’ün üzerinde kazık çakıldı, 2026 başına bitirmeyi planlıyoruz. Hiçbir engel yok, finansmanı olduğu gibi bankada duruyor” ifadelerini kullandı.

“KEMERALTI’NIN SORUNLARINI TOPTAN ÇÖZECEĞİZ”

Soyer, Kemeraltı’nda yapılan çalışmalar hakkında ise, “Kemeraltı’nın ne kadar sorunu varsa altyapı ile ilgili hepsini toptan çözeceğiz. 650 milyon altyapı, 250 milyon da sokak sağlıklaştırması için harcayacağız. yurtdışında 6 noktada İzmir ofisleri açtık, açmaya devam edeceğiz. Kemeraltı’nda wifi olacak. Körfezin daha yaşanır hale gelmesi için çok projemiz var. Yüzde 3 idi trafikte körfezin kullanım oranı şu anda bunu 2 katına çıkardık” dedi.

“KAMU VE ÖZEL BANKALAR BORÇLANMAMIZA İZİN VERMİYOR”

Soyer, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin işçi maaşlarının ödenemediği ve borcun arttığına ilişkin iddiaları, “Böyle bir şey söz konusu değil, herkesin evinin mutfağında yangın var, bu ekonomik kriz bizi de etkiliyor. 1 Nisan 2019’da, ben göreve geldiğimde 649 euro borcumuz varmış, şu an 587 milyon euro borcumuz var, 4 yılda 470 milyon borç ödemesi yapmışız. Euro cinsinden borcumuz düşmüş vaziyette. İzmir Büyükşehri belediyesinin finansal durumunda hiçbir sıkıntı yok, cari akışta kamu ve özel bankaların bizim borçlanmamıza izin vermemeleri nedeniyle kredi kullanamıyoruz. Sadece cari akışta sıkıntı var ve altından kalkabileceğimiz bir tablo. Kredi notumuz AAA” sözleriyle yanıtladı.

“İZMİR’E OLAN YATIRIMLARIN EN FAZLASINI BÜYÜKŞEHİR YAPIYOR”

Bu iddiaların ortaya çıkış amacını anlamanın mümkün olmadığını aktaran Soyer, “Gerçekle örtüşmeyen bir tablo var ortada. İzmir Valiliğinin Planlama Koordinasyon Toplantısında 2022 sonu itibariyle 8,3 milyar İzmir’e toplam yatırım yapılmış, bunun 5 milyarını İZSU ile birlikte Büyükşehir yapmış. Oranı yüzde 60, yüzde 60’ını Büyükşehir yapmış. Son 3 ayda ise 1,9 milyar yatırım yapılmış İzmir’e toplam, 1.5 milyarını Büyükşehir yapmış, yani yüzde 78. Bu yatırım rakamlarının ortalaması yüzde 38’e tekâmül ediyor, bütün bu krizlere rağmen. Bu rakamlar, bu şehre yapılan yatırımların en fazlasının İzmir Büyükşehir tarafından yapıldığının kanıtı. Aynı zamanda Türkiye’de gelirlerinden en büyük payı yatırıma ayıran belediyelerden biri olduğumuzu da gösteriyor” dedi.

“YATIRIM ORANINDAKİ DÜŞÜŞ ULAŞIMDAKİ SÜBVANSİYON”

Yatırımın yüzde 40’tan 32’ye düşmesinin sebeplerini anlatan Soyer, “Ulaşım giderleri… Personel giderlerimizde çok küçük bir artış var. 2019 ile bugün arasında yaklaşık 4 bin küsurluk bir artış var. Bu da bizim bütçemiz içinde bir artışa tekabül etmiyor. Toplu ulaşımdaki finansmanımızdan kaynaklanıyor. Belediyemiz geçmiş yıllarda yüzde 11 civarında toplu ulaşımı sübvanse ederken şu an yüzde 16’lara çıkmış durumda. Mazot, bakım onarıma gelen ağır maliyet artışları bizim bilete yansıtamadığımız rakamlar. Bugün seyahat eden her vatandaşımızın cebine 12,5 lira koyuyoruz. Asıl yatırımdaki düşüşün ana kaynağı bu” diye konuştu.

“CİDDİ SORUNLARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Soyer açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bu programda ben şikayet faslı açmak istemiyorum. Gerçekten çok ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Biri elektrik fabrikası, 8 Nisan 2019’da mazbatayı aldım, 14 Nisan da ihalesi vardı, imar durumuna baktık, sosyal, kültürel tesis, buna en uygun muhatap bizim, almalıyız dedik. 35 milyon bedel verdik, restore edip kültür tesisi kazandıracağız dedik, ihaleyi iptal ettiler, bina çürüyor, bir daha ihaleye de çıkmadılar. Bu akıl almaz bir şey.”

“30 MİLYON EURO İÇİN BİR İMZA ATMADILAR”

“Narlıdere metrosu sonuna geldik, tren indi, hareket etti, deneme seferi yaptık. Bu metronun 30 milyon Euru Avrupa Kalkınma Bankasından finansmanı çıktı. Kredi koşullarında mutabık kalmışız, Hazinenin imza atması lazım. Bir taahhüt değil, sadece bürokratik bir işlem. Atmıyorlar bu imzayı. Bu kabul edilebilir bir şey değil. “

“İÇİMDEKİ ACEMİ RUHU KORUYORUM”

“İçimdeki acemi ruhu koruyorum, asla ustalaştığımı düşünmüyorum” diye devam eden Tunç Soyer, “Bizim zihnimizi berraklaştıran şey aslında acemiliktir. Aceminin zihninde çok olasılık vardır, ustalaştıkça olasılıkları bir kenara bırakır, ufkunuzu daraltırsınız. Bizim koltuklarımızda oturanların görev süresinin bir müddet sonra bitirilmesi lazım, diğer olanakları görmeyebilirsiniz, bu riski vardır. Ben kendimi acemi, hiçbir şey bilmeyen, çok eksikli hissediyorum. Bu koltuk öğretiyor, sakin sulardan iyi kaptan çıkmaz, bu krizlerle başa çıkmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

“POPÜLİST İKTİDARLAR GECEKONDULAŞMAYI MEŞRULAŞTIRDI”

Türkiye kendi kendine yetebilen bir ülke iken tarımda dışa bağımlı hale geldiğini anlatan Soyer, “Çünkü tarımı sadece büyük ölçülü firmaların yapması gerektiğini söylediler, küçük üreticiyi önemsemediler. Kırsaldan kentte göç başladı, denge bozuldu. Olağanüstü göç yaşandı. O göç İzmir’in her yerinde gecekondulaşmayı başlattı. Popülist iktidarlar gecekondulaşmayı meşrulaştırdılar. Türkiye fay hatları üzerinde İzmir de öyle. Ülkemizde bunu ne kadar önemsemişiz, sıfır. Düşünmemişiz. Bizim bu gerçeği hava gibi, su gibi anlamamız lazım. Fay hatları üzerinde yaşıyoruz. Jeolojik etütlerimiz, mikro bölgeleme, depremsel hareketlilik, bina envanteri ve laboratuvar çalışmalarımız var. Beton istilasını tarım alanlarıyla, sulak alanlarla, tarihsel alanlarla, fay hatlarıyla örtüşmeyen alanlara taşımak zorundayız. Yeni yerleşim planları yapmak zorundayız. Biz bu bilgileri güncelliyoruz, 200 metreye 200 metre karolajlar halinde tarama yapıyoruz. Bunlardan sonra biz İzmir’in gelecekte nereye yapılanması gerektiğini biliyor olacağız. Buna tarımsal üretimin nerede korunacağı bilgimizi eklediğimizde bu şehir için sürdürülebilir sözler söylüyor hale geleceğiz. Tarım ve deprem meselesini çözmek zorundayız” dedi.

“KIRMIZI ÇİZGİLERİMİZDEN TAVİZ VERMEYİZ”

Kente çok tartışılan İnciraltı projesi üzerinden büyükşehir belediyesine yapılan eleştirilere yanıt veren Tunç Soyer, “İnciraltı planlarında yetki tamamen Çevre Şehircilik Bakanlığında, uzun zamandır plan hazırlığı yapıyorlar. Şu anda masalarının üzerinde nasıl bir plan olduğunu henüz bize aktarmadılar. Tarım alanındaki karar, tuzlanma olduğu yönünde bir bilgiye dayanıyor ama bu bilgi benim sahip olmadığım bir bilgi, ne kadar doğru ne kadar değil bilmiyorum. Bakanlık planı koyar masaya, biz de fikir beyan edecek noktaya geliriz. Fay hatları, tarımsal üretim alanları, dereler, sulak alanlar, tarihsel alanlar bizim kırmızı çizgilerimiz, bunlardan taviz vermeyiz. Böyle bir gerçeklik varsa bundan vazgeçmeyiz” şeklinde konuştu.

“ÇEŞME PROJESİ İKNA EDİCİ DEĞİL”

Çeşme’yi yapılaşmaya açan proje hakkında da Tunç Soyer, “Çeşme ‘de de aynı şeyi yaptık, uzunca süre gelmedi masaya. Su meselesine, tuzun ne olacağına bile yanıt gelmedi. Kuraklık tehdidi var, siz mevcut kapasiteyi doyuracak suyu bulamazken, bununla başa çıkamazsınız. 11 turizm bölgesi var Çeşme’de, şu anda kullanılma kapasitesi yüzde 10’larda. Önce hazır planı olan alanlarda yapsanıza yatırımı. Orası duruyor, hiç planı olmayan yere plan yapılıyor. Bu doğru değil. Ulaşım konusu var, 1 tane otoyolunuz var. O otoyolun kapasitesinin nasıl dayanacağını sorduk, uçakların iniş ve kalkış saatlerini planlayacağız, hafta sonuna denk getirmeyeceğiz. Benim açımdan ikna edici değil. Hangi uçak firması buna rıza gösterecek hangisi göstermeyecek nasıl bileceksiniz” dedi.

“İZMİR’DE KALMAYA DEVAM ETMEK İSTİYORUM”

Cumhurbaşkanı Yardımcılığı iddiaları hakkında da Soyer, “İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları Cumhurbaşkanı Yardımcısı olunca, bir tweet atılmıştı ‘İzmir Büyükşehir Belediye Başkanının başı kel mi’ diye, ben de “Evet, kel” demiştim. Benim öyle bir beklentim yok, isteğim yok. ben İzmir’de çok mutluyum, İzmir’de kalmaya çalışmaya devam etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

“BAKANLAR ŞEHİRLERE ZİMMETLENDİ”

AKP’nin vekil listelerini değerlendiren Tunç Soyer, “AKP listelerinde bakanların her biri bir şehre zimmetlendi. Bir garabet var, Cumhurbaşkanlığı sistemi tuhaf bir şey çıkartıyor karşımızı. Adalet ve Kalkınma Genel Başkanı ile Cumhurbaşkanı aynı kişi, bir şey konuştuğunda bunu genel başkan olarak mı cumhurbaşkanı olarak mı konuşuyor. Bakanlar şehirlere zimmetlendiğinde Bakan olarak mı yoksa görevli olarak mı çalışma yapacaklar. Bu sistem doğru bir sistem değil, demokrasi ile bağdaşmıyor. Bakanlar şehirleri zimmetlendiğinde siyasi olarak mı, bakan olarak mı, yoksa ak partili olarak mı görev yapacaklar karmakarışık. Bunları ayırt etmekte zorlanıyorum. Demokrasinin ilkeleri ile bağdaşmadığını düşünüyorum” dedi.

“TÜRKİYE DEĞİŞİMİN EŞİĞİNDE”

Türkiye büyük bir değişiminin eşiğinde olduğun aktaran Soyer, “Bu değişim siyasal aktörlerin önünde giden bir toplumu bana gösteriyor. Siyasal karar vericilerin önünde yol alıyor bu toplum. 6’lı masa devrildi, sonra yine kuruldu. Ben bunu siyasi aktörlerden dolayı görmüyorum. Siyasi aktörler toplumdan gelen talebe yönelik hareket etmek zorunda kaldılar. Toplumun ortaya koyduğu irade siyasi aktörleri mecbur bıraktı. Seçimlere yönelik oy oranı vermem mümkün değil, ben siyasetin hayatı değiştirme sanatı olduğuna inanıyorum. Bu bugünkü siyasal iklimde taraflardan biri olarak değil onların dışına çıkarak ortaya bir irade koymayı gerektiriyor. Belediyecilik daha kapsayıcı olmak zorunda. Ben ilk gün durduğum noktadayım. Kutuplaşma meselelerine ilk gün nasıl bakıyorsam bugün de öyle bakıyorum, yanlış buluyorum” diye konuştu.

“DAHA KUCAKLAYICI OLMALIYIZ”

Yaklaşan 14 Mayıs seçimlerini değerlendiren Tunç Soyer, “Bu iktidar gidiyor ve yeni bir iktidar geliyor çok netim ama bugünkü sığ siyasi söylemlerle sürdürülebilecek bir şey değil bu. Daha kucaklayıcı zemin yaratmalıyız. ben bir belediye başkanı olarak da bunu yapmaya çalışıyorum. Emin olun parlamentoda çoğunluk olursa, o olursa… Bunları bilmiyorum, siyasetin bu kısmında değilim ben. Yüzde 86’sı gençlerin kendi geleceği ile ilgili fikrim yok diyor. Çalışan nüfusun yüzde 50’den fazlası asgari ücretle yaşıyor, yüzde 10’u birikmiş servete sahip. Bu memlekette yolunda gitmeyen bir şeyler var, insanlar mutsuz, geleceklerinden kaygılı, insanlar değişim istiyor. Benim okuduğum tablo bu. Bu toplum bu hikayeyi değiştirecek, bu toplum buna rıza gösteremez. Bu yaşadığımız tablo bir kader değil, bunu yapanlar var, bunun sorumluları var, sebepleri var ve bunları biliyoruz. Bu değişmeli. Benim yaptığım siyaset bu, ben de bu değişimin yerel ölçekte örneklerini ortaya koymaya çalışıyorum. 14 Mayıs’ta tüm hikaye yeniden ortaya çıkacak, bunun peşindeyim” ifadelerini kullandı.

“HALKIN İKTİDARI KURULACAK”

“Bu hayatın akışıyla ilgili bir şey, değişim olacak” diye devam eden Soyer şu ifadeleri kullandı: “100 sene öncesinin tablosuna bakalım; 3,5 yıl işgal altında, yüzde 5’ten az okur yazar, yoksulluk zirve yapmış, 1913-1920 arası. Böyle bir tabloda Cumhuriyet doğmuş. Ben bu saydığım tablonun demokrasi eksikliğinde kaynaklandığını düşünüyorum. Demokrasi 5 yılda bir sandığa gitmek değil. Demokrasi şeffaflık, hesap verebilirlik demek. Yoksa köprüler, otoyollar yapabilirsiniz, bu refahı yaymaz, bir zümreyi zenginleştirir. Bu değişecek, bunun önüne set çekmeye kimsenin gücü yetmez. 100 sene önce bunu yapmış halk bugün de bunu yapacak. Halkın iktidarı kurulacak.

“HERKES KİŞİSEL HESAPLARI BİR KENARA BIRAKACAK”

“Ben kişilerle ilgili, kişisel kariyer hesaplarının bir kıymetinin olmadığını düşünüyorum. Bu mesele memleket meselesi, ortak payda bu dönüşümü okumaktan geçiyor. Her şey geride kaldı. İçinde yaşadığımız an siyasi dönüşümün önünü açmak gerekiyor. Kimin üstüne ne düşüyorsa onu yapacak. Herkes kişisel hesaplarını kenara bırakacak, bu hikayenin değişmesi için ben ne yapabilirim diyecek. 193 adayı vardı CHP’nin 28’i listeye girdi. Kalan arkadaşlarımız layık olmadığı için mi girmedi, çevreleri yok mu, herkes kendini ona layık gördüğü için aday oldu. Elbette kırgınlıklar var, içimize sinmemiş olabilir ama mesele bu değil.”

“FİRMANIN İFLASINI İSTEMEK ZORUNDA KALDIK”

Otogar’ın taşınması ile ilgili de Soyer, “Otogarla ilgili olağanüstü güzel bir projemiz var elimizde ama hukuk öyle çetrefilli hale geldi ki sonunda iflasını istemek zorunda kaldık işletmeci firmanın. İzmir’e gelen her insana, otogarı kullanan her insana verdiği zarar var. Bu bizim açımızdan kabul edilemez. İzmir’e yakışmayan, küçük kar hesapları nedeniyle bakımı yapılmayan bir işletme var. Sürekli ceza yazıyoruz, elimizden geleni yapıyoruz. 2023 sonunda bunu başaracağız” dedi.

“BÜROKRASİMİZE SADIĞIZ”

Belediye bürokrasisine yönelik eleştiriler hakkında açıklama yapan Soyer, “Belediyenin icra makamı bürokrasidir. Bunun alternatifi düşünülemez. Bunun hiçbir gerçekliği yok. Danışman arkadaşlarımdan çok yararlanıyorum ancak icra konusunda bürokrasimize sonuna kadar sadığız” şeklinde konuştu.

“HALK KONUT TIKIR TIKIR İŞLİYOR”

Halk Konut ve kooperatifleşme konusunda bilgi veren Soyer, “Halk konut ile ilgili hiçbir aksaklık yok, tıkır tıkır yürüyor. Osmaniye’de de Halk Konut uygulamasını başlatacağız. Orada da görüşmelerimiz devam ediyor” dedi.

“ÇÖP TESİSİ İÇİN YENİ YER BULUNDU”

Katı Atık Tesisi ile ilgili yeni bir yer bulduklarını söyleyen Soyer “Katı atık tesisi için 6 alan ile ilgili talepte bulunmuşuz, hepsi tıkanmış. 8 alan ile ilgili talepler bakanlıkta devam ediyor. Biz Harmandalı’nı sonsuza kadar kullanmak istemiyoruz ki. 4 bölgede tesislerimiz olmalı zaten. Bakırçay’da Yarımada’da, Küçük Menderes’te belki merkezde çöp tesislerimiz olmalı. Biz büyükşehir olarak 2005’ten beri sürekli yeni yer arayışındayız. En son Manisa sınırında bir yer var. Valiliğimizin uygun gördüğü bir yer. Özetle arayışımız devam ediyor. Bunu mutlaka yapmak mecburiyetindeyiz. Harmandalı’nda 500 milyon TL’nin üstünde gelir elde etmişiz ancak Harmandalı hem heyelan bölgesi hem artık kapasite başka yere taşınmak mecburiyetinde” şeklinde konuştu.

“BİR DÖNEM DAHA BAŞKANLIK YAPMAK İSTERİM”

Bir dönem daha belediye başkanlığı yapmak istediğini söyleyen Soyer, “Bu çalışmaları kesintiye uğratan çok şey yaşadık. Ben çok ders çıkardım çok proje hazırladık, çok çözüm önerimiz var. Bundan dolayı bir dönem daha yapmak isterim. Bu dönem benim İzmir aşkımı büyüttü. İzmir’i ben çok severek yaşadım. Hep nereye gittiysem koşa koşa dönmek istedim. Bütün bu süreçler İzmirliye ve İzmir’e olan aşkımı büyüttü” açıklamasını yaptı.

KARŞIYAKA STADI MESAJI: 14 MAYIS’I BEKLEYİN

Karşıyaka Stadı’ndaki son durum ile ilgili izleyicilerde gelen soruya yanıt veren Soyer, “14 Mayıs’ı beklesinler, her şey değişecek” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir