Marmara’daki Son Depremlerin Yıkıcılığı Neden 1999 İzmit Depremi Kadar Yüksek Değildi? Bektaş’tan Dikkat Çeken Açıklamalar

Marmara Denizi’nde meydana gelen orta büyüklükteki depremlerin, 1999 İzmit depremi kadar yıkıcı sonuçlar doğurmamasıyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Osman Bektaş, bu durumun nedenlerini sosyal medya üzerinden paylaştı. Bektaş, 1935, 1963 ve 2025 yıllarında gerçekleşen Marmara depremini değerlendirerek, deniz içindeki fay zonunun enerji boşaltma yönteminin karadaki İzmit tipi kırılmadan farklılık gösterdiğini belirtti.

1999 İzmit depreminde fayın tamamen kilitli bir yapıya sahip olduğunu ve bu nedenle gerilimin aniden boşaldığını vurgulayan Bektaş, Marmara Denizi içindeki fay yapısını “sismik fren” terimiyle tanımladı. Bektaş, deniz içindeki fay zonunun, tamamen kilitli bir yapıdan ziyade, yer yer sürünen ve yer yer kilitli küçük pürüzler barındıran parçalı bir sistem gibi davrandığını ifade etti.

Bektaş, yaptığı sosyal medya paylaşımında, “Marmara’nın ‘sismik fren’ sistemi: 1935, 1963 ve 2025. Neden 1999 İzmit depremi bu kadar yıkıcıydı, deniz içindeki 1935, 1963 ve 2025 olayları neden farklı sonuçlar verdi?” diyerek sorular sordu. Ardından, “Cevap; fayın enerjiyi boşaltma biçiminde saklı: İzmit Tipi (Kilitli): Fay tamamen kilitlidir; gerilim aniden boşalır ve yüksek frekanslı enerji üreterek sert bir darbe etkisi yaratır. Yıkıcılığı ise ‘balyoz etkisi’ gibidir.” şeklinde açıklamalar yaptı.

Prof. Dr. Bektaş, Marmara Denizi fay zonunun genelde zayıf olduğunu ve sürünme hareketi gösterdiğini belirterek, “Bu zon içindeki kilitli pürüzler (asperitler) kırılsa bile, yırtılma ilerledikçe düşük gerilimli sürünme bölgesine girer ve hız keser.” ifadelerine de yer verdi.

1999 depremine kıyasla neden daha az yıkıcı olduğu konusuna da değinen Bektaş, üç ana faktörü sıraladı: “1- Düşük Frekans: Enerji zamana yayılır, yüksek katlı binaları sarsabilir fakat sert yapıları yıkacak ‘sert darbe’ etkisi sınırlıdır. 2- Bariyer Etkisi: 2025 örneğindeki gibi, kırılma sürünme bölgelerine geçince durur ve tüm Marmara’yı boydan boya yırtamaz. 3- Mesafe ve Yönlülük: Deniz içindeki konum, yıkıcı enerjinin karaya ulaşırken sönümlenmesine yardımcı olur.”

Son olarak, Bektaş, “Özetle: Marmara Denizi’ndeki bu ‘parçalı ve sürünme eğilimli’ yapı, İstanbul için kısmi bir sismik şanstır.” diyerek sözlerini tamamladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir