HaberTürk yazarı Karaca: AK Parti nasıl bir haleti ruhiye ile şimdi 100 bin oyu olan HÜDA PAR’ a gönül indirdi?

HaberTürk yazarı Nihal Bengisu Karaca, “AK Parti nasıl bir haleti ruhiye ile şimdi 100 bin oyu olan HÜDA PAR’ a gönül indirdi? Bu durum hazin bir hikayeyi kapsıyor. O eski parlak günlerin, ideallerin, “muhafazakar demokrasi” teorisyeni Yalçın Akdoğan kuytulardan çıkıp anlatsa da dinlesek.” düşüncesini dile getirdi.

Karaca yazısında, “Aslına bakarsanız Hizbullah-HÜDA PAR ilişkisi, devletin çözüm süreciyle PKK /HDP’ye yaptırmak istediği ama HDP/PKK’nın kibri, sol liberal entelijansiyanın “Kürt meselesini çözen Erdoğan olmasın” anksiyetesi, belki o arada devreye girip suyu bulandıran yabancı istihbarat örgütlerinin müdahaleleri ve son olarak hükümetin böyle bir süreci yürütürken alması gereken tedbirleri almaması gibi nedenlerle nihayete eremeyen çözüm sürecinin başarılı olmuş bir versiyonu. Hizbullah silah bırakmış ama örgütünü tam olarak feshetmemiş bir örgüt. Silahını da alıp gitmiş. Örgüt rehberi Edip Gümüş başta olmak üzere (HÜDA PAR’ın da siyasi rehberi) örgüt merkezi İran’a taşınmış durumda. Ve Gümüş’ün örgütü fikri seviyede muhafaza ettiği de biliniyor. Örgütün dini rehberi Melle Mizgin de cezaevinden çıkarak Diyarbakır’da dini irşad faaliyetlerine devam ediyor… Örgütün ayrıca askeri kanadı da çoğunlukla eylemsiz olarak ancak istisnai olarak Kobani olaylarında Diyarbakır’da misilleme eylemleriyle ortaya çıktığı şekliyle yani, “Şeyh Said Seriyyeleri” adıyla çekirdek varlığını muhafaza ediyor…” ifadesini kullandı. 

Karaca yazısında şunları kaydetti:

“Bu bilgilerin tamamı internette açık kaynaklarda var. Bizim gördüğümüzü hükümet de görüyor. Ancak ben şunu özellikle merak ediyorum. AK Parti’nin kuruluşunda ve ilk iki döneminde emeği geçen insanlar arasında Hizbullah’ın öldürdüğü bilinen İzzettin Yıldırım’ı sevenler sayanlar vardı ve bu nedenle HÜDA PAR’a hiç mi hiç prim verilmez, bilakis uzak durulurdu. AK Parti nasıl bir haleti ruhiye ile şimdi 100 bin oyu olan HÜDA PAR’ a gönül indirdi? Bu durum hazin bir hikayeyi kapsıyor. O eski parlak günlerin, ideallerin, “muhafazakar demokrasi” teorisyeni Yalçın Akdoğan kuytulardan çıkıp anlatsa da dinlesek. Heyhat bugün anlatacağım şey tamamen başka.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir